ana sayfa | iletişim 

Sivaslı ozanlarımız


 

SİVASLI OZANLAR'MIZ 

 

ZARALI HALİL SÖYLER (İnce Halil)        

         
Türk Halk Müziğinin güçlü seslerinden biri olan Zaralı Halil, 1906 yılında Sivas'ın Zara ilçesinde doğdu. Asıl adı Halil Çataltepe'dir. Ancak zamanın kaymakamının ısrarı üzerine Çataltepe olan soyadını SÖYLER e çevirmiştir

 Zaralı Halil, ailenin 3. Çocuğudur. Kendisinden büyük iki ablası vardır. Halil doğunca erkek evlatlarının olduğu düşüncesiyle ailesi çok sevinmiştir.

   Zaralı Halil zayıf bünyeli bir çocuktu, çabuk hastalanan, nazik bir ünyesi vardı. Annesi Gülsüm Hanım onun sağlıklı olması için her türlü çabayı harcıyor, inşallah bu incik ölmez diye dua ediyordu.

Öksüz kalan Halil, bir daha rahat yüzü görmez. Babası Halil İbrahim de kayalardan balyozla taş kırmaya çalışırken taş yığınlarının altında kalarak sakatlanır. İki yıl tedavi görürse de sonunda o da hayata gözlerini yumar

 Annesiz ve babasız kalan Halil, Sivas Yetiştirme Yurduna yerleştirilir. Halil yurda yerleşmekle yepyeni bir hayata başlar. Dayanışmayı, paylaşmayı, grupla bir arada yaşamayı öğrenir.

Dört yıl kaldığı yurtta saz çalmayı öğrenir. Sanatçı kişiliği ortaya çıkar. Zara'ya geldiğinde Zaralılar onu yalnız bırakmazlar, hemşehrilerine kucak açarlar, bağırlarına basarlar.

    Saz çalmayı gittikçe geliştiren Halil, sesinin de güzelliği ile sıra gecelerinin, düğünlerin, eğlence merkezlerinin aranılan insanı olur. Annesi ona hep incik derdi. Bu incik halk arasında, kişiliğine de uygun olarak inceye dönüştü. Artık adı Sivas'ta İnce Halil olmuştu. Herkes ondan İnce Halil diye bahsediyordu.

İl dışında ise adı Zaralı Halil'di. O yıllarda herkes doğru yer ile anılırdı. Diyarbakırlı Celal, Malatyalı Fahri, Divrikli Nuri Üstünses gibi. Sırtı kamburdu Halil'in. Hatta o sıralar Sivas'ta Halil'in sesinden güzelliği ve gürlüğü sırtındaki kamburundan geliyor derlerdi.

 Halil şöhretini pekiştirmek üzereyken bu sefer de askere alınır. Askerde de kendisini gösterir. Orada düzenlenen her eğlenceye salit olarak çıkar. Ama Halil hastadır. İçkiye düşkünlüğü vücudunu iyice yıpratmıştır. Gördüğü tedaviler onu iyileştirmez. Hastalık raporu alarak memleketi Zara'ya döner. Askerliğini de zar zor raporla, izinli bitirir. Önce Suşehri, Sivas, Erzurum gibi yerlerde kendini göstermeye başlar. Gittiği her yerde büyük ilgi görür, sesi çok beğenilir.

 Artık büyük şehirlere açılma zamanının geldiğini düşünür. Kendisini çok seven ve beğenen manifaturacı Şükrü Efendi onun elinden tutup İstanbul'a götürür. Bir p lak şirketiyle anlaşır. Plak şirketi plak doldurduktan sonra vaat ettiği parayı vermez, mahkemelik olurlar. Ancak Halil'in doldurduğu plak büyük ilgi görür, Plakları yok satar. Şöhreti tüm ülkeye yayılır. Artık Halil plakçıların değil, plakçılar onun peşindedir. Eğlence dünyası onu Diyarbakırlı Celal ile Erzincanlı Şeref'le birlikte anmaya başlarlar. O günkü sanat dünyasının önde gelen isimlerinden Zehra Bilir, Muzaffer Akgün, Nurettin Dadaloğlu gibi dev sanatçılar Zaralı Halil'i grupları içine alıp yurt turnesine çıkarlar.

  Şöhreti arttıkça Zaralı Halil'in içkiye düşkünlüğü de artar. Evini, ailesini, çocuklarını aramaz olur. Yedi yıl memleketine uğramaz. Ailesi ona hasret kalır. Sağlığı iyice bozulan Halil, sonunda yalnızlığa ve bekarlığa dayanamaz, memleketine döner. Ama hastalığı ilerlemiştir. Hiçbir tedavi onu iyileştirmez. Sonunda 15.01.1964 tarihinde Zara''a hayata gözlerini kapar.

 

           Zaralı Halil'in yoğun bir duygu dünyası vardır. Merttir. Dostluklara büyük önem verir. Başkalarının sevinç ve acılarını paylaşmasını bilir. Zaralı Halil, hem o devrin büyük sanatçılarından ilham almış, hem de Sivas'lı sanatçılardan Hafız Halid Efendi, Feryadi, Hafiz Hakkı Bey, Divrikli Nuri Üstünses'le meşk ederek onlardan etkilenmiştir. Plaklarını okurken de kendisine o devrin en ünlü sanatçıları eşlik etmiştir.

Zaralı Halil'in TRT repertuarlarında sekiz türküsü bulunmaktadır. Bu türkülerin hepsi de merhum Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiş ve notaya alınmıştır. Ancak sanatçının bir çok türküsü de başka isimlerde başka yörelere mal edilmiştir. Bu gün de günlerden cumadır Cuma türküsü Binali Selman kaynak gösterilerek Bayrut yöresine, Ey hamame bu hamama güzellerden kim gelir isimli türküsü, Aşık Davut suları kaynak gösterilerek Erzincan yöresine mal edilmiştir. Göç göç oldu göçler yola dizildi türküsü ise Kükerrem Kemertaş kaynak gösterilerek Erzurum'a mal edilmiştir.

KARLI DAĞLAR KARANLIĞIN BASTIMI

Karlı dağlar karanlığın bastı mı?
Kahpe felek ayrılığın vakti mi?
Karlı dağlar ne olur ne olur
Asker ağam gelse yaralarım ey olur.

Bir bulut kaynıyor Sivas elinde
Ucu telli mektup geldi yarimden
Karlı dağlar ne olur ne olur
Asker ağam gelse yaralarım ey olur

Allah şu askere ömürler vere
Tezkeresin alıp geriye döne
Karlı dağlar ne olur ne olur
Asker ağam gelse yaralarım ey olur

                             


  PİR SULTAN ABDAL

    Halk şairi. Pir  Sultan, Sivas'ın Yıldızeli  İlçesi'nin Banaz  Köyü'nde doğdu.  Asıl  adı Haydar'dır. Sivas Valisi Hızır Paşa önce hapsetti sonra da halkın Siyaset Meydanı adını verdiği yerde idam ettirdi. Pir Suttan, Edebiyat tarihimizde dörtyüz yıldan beri değerinden hiçbir şey kaybetmeyen ve halk pınarımızın gür ve berrak gözelerinden biridir. Pir Sultan üzerinde yıllarca çalışarak Pir Sultan Abdallar kitabını yayımlamış olan Edebiyat Tarihçisi İbrahim Aslanoğlu, Pir Suhan' ı şu şekilde' değerlendirmekte ve yanlış yorumlandığını belirtmektedir. Deyişlerinin coşkulu, inançlı ve herkesin anlayabileceği sadelikte olması, duygu ve düşüncelerini rahatlıkla ve ustalıkla söyleyebilmesi, dizelerinin ve dörtlüklerinin kendi aralarında bütünlük göstermesi, kelime oyunlarına iltifat etmemesi, köylümüzün diliyle söylemesi, sosyal konulu şiirleriyle günümüz insanının dert ve dileklerine, tercüman olması, ayni mahlası taşıyan şairlerin deyişlerinin ona mal edilmesi, Pir Suhan'ın idam edilmesiyle dikkat ve ilgileri üzerinde toplamış olması ve de son olarak onunla ilgili yapılan sürekli yayınlardır. Özellikle idamı ve başka şairlerin şiirlerinin ona mal edilmesi, Pir Sultan'ı çok boyutlu bir şair gibi göstermeye zemin hazırlamış ve Pir Sultan 'ı başka bir hüviyete büründürmüş, hatta zararı da olmuştur. Bu sebeple kendi düşüncesine uygun bir sürü asi ile devlete baş kaldıran bir zorba, haksızlığa ve zulme karşı mücadele eden bir feda), İran Şahı ile işbirliği yapıp, Alevilerin yoğun olduğu Doğu Anadolu'yu İran'a bağlamak isteyen bir Safavi hayranı ve bu uğurda asılmayı dahi göze alan bir kahraman haline getirildi. Aslında Pir Sultan; Hz.Ali ve On iki imam sevgisiyle sarhoş, Alevilik kurallarını açık ve seçik bir dille anlatan, günlük hayatını kendi halinde sürdürmeye gayret eden coşkulu, yetenekli ve kudretli bir saz şairidir. Aşın duygu ve eylemlerle hiç ilgisi olmadığı halde, zamana ve zemine göre duygu ve düşüncelerini ifadeden sakınmayacak kadar inatçı oluşu ve kendisine yapılan iftiralar asılmasına sebep olmuştur. İ. Aslanoğlu 1- Pir Sultan (Banazlı) 2- Pir Sultan Abdak 3-Pir Suhan'ım Haydar (Merzifon ve Çorumlu), 4- Pir Sultan Abdal (Halil İbrahim), 5- Abdal Pir Sultan (Artova'nın Daduk köyünden olması muhtemel), 6- Pir Sultan Abdal (Aruz Şairi) olmak üzere ahi Pir Sultan tespit ettiğini,  bu  sayının artacağını, eksilmeyeceğini belirtmektedir. Özellikle sairin ölümünden sonra söylenenlerin onun tarafından söylenemeyeceğinden  hareketle  ve dil, üslup özelliklerini dikkate alarak bu ayırımı yapmıştır. İlhan Başgöz ve Sabahattin Eyüboğlu bütün bu şiirlere Pir Suhan'ın şiirleri değil de Pir Sultan Geleneği adını vermişlerdir. (Yunus Emre Geleneği, Karacaoğlan Geleneği gibi) Aslanoğlu kitabında sairleri ve şiirleri ayırma işini ilk defa yapmış, her biri kendi bölümünde olmak üzere ahi şairin toplam 439 şiirine yer vermiştir.

Sivas ellerinde sazım çaılınır

Çamlıbeller bölük bölük bölünür

Yardan ayrılmışım bağrım delinir

Katip Arzuhalım yaz yare böyle

Pir Sultan Abdal'ım ey hızır paşa

Yazılan gelir sağ olan başa

Hasret kodun beni kavum, kardaşa

Katip Arzuhalım yaz yare böyle

                             


 MUHLİS AKARSU

 

          Muhlis Akarsu, 1948 yılında Sivas'ın Kangal İlçesinin Minarekaya köyünde doğdu. İlkokulu Minarekaya'da okudu; bu dönemde Bektaşi Cem cemaatlerinde, yörenin seyitlerinin ve ozanlarının etkisinde kalarak saz çalıp söylemeye başladı. Malatya'da ortaokulda okurken, ekonomik yetersizlikler nedeniyle ikinci sınıftan ayrıldı. Küçük yaşlardan itibaren şiir yazdı, deyiş ve nefes kurdu. Bağlamasıyla birlikte zakirlik yaptı. 1970 yılında İstanbul'a yerleşti. 1970'li yıllarda söz ve müziği kendine ait olan ilk 45'lik plağı çıkardı. Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Karacaoğlan, Aşık Veysel doğrularından yola çıkarak kendine insan sevgisini şiar edindi, tüm yaptıklarında bu ana temayı temel aldı. 1972 yılında, kendisinin de çok saygı duyduğu Seyyit Halil Çiftlik'in kızı Muhibe Leyla Çiftlik ile evlendi. Bu evliliğinden Pınar, Çınar ve Damla adlarında üç kızı oldu

 

İşte Gelip Gidiyorum

İşte geldim, gidiyorum dünyadan

Ne yazık ki çözemedim ben beni

Haksızlık dünyadan sürüp giderken

Şekil verip çizemedim ben beni

Dost beni...

Yalan riyakarın meşrebi, şahı

Gider olur erenlerin dergahı

Bir mürşide yazamadım ben beni

Dost beni...

Akarsu'yum halden hale büründüm

Cahilin gözünden nokta göründü

Derya idim damarlara bölündüm

Çok bulandım süzemedim ben beni

Dost beni

                             


AŞIK VEYSEL ŞATIROĞLU

Aşıklık geleneğinin unutulmaya yüz tuttuğu bir zamanda ortaya çıkan ve 20. yüzyıl Türk Halk Şiirinin önde gelen siması olarak kendini kabul ettiren Aşık Veysel Şatıroğlu,
1894 yılında Sivas İli Şarkışla İlçesinin Sivrialan Köyü'nde Dünya'ya gelmiştir. Babası Karaca Ahmet, Annesi Gülizar Hatun'dur. Yedi yaşına kadar akranları gibi sağlam ve gürbüz olan Veysel bu yaşta yakalandığı çiçek
hastalığı sonucu sol gözünü kaybeder. Hastalıktan etkilenen sağ gözüne perde iner. Bu gözü ile nisbeten görebilirken, sağım esnasında annesini beklemekteyken
ineğin vurması sonucu sağ gözünü de tamamen kaybeder.Karanlık ve ızdırapla tanışan Veysel'i düştüğü boşluktan kurtarmaya çalışan
Baba Karaca Ahmet, oğlunu 10 yaşında bağlama ile tanıştırır. İlk dersini köylüleri Molla Hüseyin'den daha sonra da baba dostu Çamşıhlı Ali Ağa'dan alan
Veysel 1933 yılına kadar Pirsultan Abdal, Aşık Kerem, Karacaoğlan, Yunus Emre ve Emrah gibitanınmış ustaların eserlerini çalıp söyler. Yıllar geçmektedir. 1919 yılında 25 yaşında ilk evliliğini yapar.
İki yıl aradan sonra annesi ve babasını kısa aralıklarla kaybetmesi onu derin acılara ve çaresizliğe sürükler. Sonrasında eşinin de kendisini terketmesiyle Veysel daha da yıkılır. 1921 yılında hayatını
ikinci eşi Gülizar Hanımla birleştiren genç Veysel'in bu evliliğinden ikisi erkek altı çocuğu olur.Ömrü yoksulluk ve çilelerle geçen Veysel, köyünden ilk defa ayrıldığı 1933 yılında
 Sivas Aşıklar Bayramı'na katılır. Türkiye'nin İhyası Hazreti Gazi Şiiriyle dikkat çeker. Ahmet Kutsi Tecer Bey'in ilgisine mazhar olan Veysel, Köy Enstitülerinde bir süre saz öğretmenliği yapar.
Bu yıllar hasret şiirlerinin birikimini oluşturur.Şiirlerinde birlik ve bütünlük mesajları veren, bilim ve teknolojiyi önemseyip benimseyen
Veysel, özünde ve sözünde samimidir. Karanlıklar dünyasından aydınlıklar çıkarırken sevecendir. Sadık yarim dediği kara toprakta yeşerttikleriyle murada eren Veysel, bilinçli bir ziraatçidir.
Yarım yüzyıldan fazla sanatına gönül vermiş olması karşılıksız bırakılmamıştır. 965 yılında TBMM Ana Dilimiz ve Milli Birliğimize katkılarından dolayı özel kanunla
 Vatan Hizmet tertibinden O'na maaş bağlamıştır.Aşık Veysel 21 Mart 1973 tarihinde sadık yari kara toprakla kucaklaşarak aramızdan ayrılmıştır.


DOSTLAR BENİ HATIRLASIN

Ben giderim adım kalır,
Dostlar beni hatırlasın.
Düğün olur, bayram gelir,
Dostlar beni hatırlasın.

Can bedenden ayrılacak,
Tütmez baca, yanmaz ocak,
Selam olsun kucak kucak,
Dostlar beni hatırlasın.

Açar solar türlü çiçek
Kimler gülmüş, kim gülecek
Murat yalan, ölüm gerçek,
Dostlar beni hatırlasın.

Gün ikindi akşam olur,
Gör ki başa neler gelir,
Veysel gider, adı kalır
Dostlar beni hatırlasın

GÜZELLİĞİN

Güzelliğin on para etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa.

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk'olmasa.

Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Aşık ve maşuk olmasa.

Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı
Anılmazdı Veysel adı
O sana aşık olmasa

ASLIMA KARIŞIP TOPRAK OLUNCA

Aslıma karışıp toprak olunca
Çiçek olur mezarımı süslerim
Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar
Gök yüzünde dalgalanır seslerim

Ne zaman toprakla birleşir cismim
Cümle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalır ne de bir hasmım
Eski düşmanlarım olur dostlarım

Evvel de topraktır sonra da adım
Geldim gittim bu sahnede oynadım
Türlü türlü tebdilata uğradım
Gahi viran şen olurdu postlarım

Benden ayrılınca kin ve buğuzum
Herkese güzellik gösterir yüzüm
Topraktır cesedim güneştir özüm
Hava yağmur uyandırır hislerim

Alemler alemi ölçer biçerler
Hamını hasını eller seçerler
Bu dünya fanidir konar göçerler
Veysel der ki gel barışak küslerim

UZUN İNCE BİR YOLDAYIM

Uzun ince bir yoldayım
Gidiyorum gündüz gece
Bilmiyorum ne haldeyim
Gidiyorum gündüz gece

Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece

Uykuda dahi yürüyom
Kalmaya sebeb arıyom
Gidenleri hep görüyom
Gidiyorum gündüz gece

Kırkdokuz yıl bu yollarda
Ovada dağda çöllerde
Düşmüşüm gurbet ellerde
Gidiyorum gündüz gece

Şaşar Veysel işbu hale
Gah ağlayan gahi güle
Yetişmek için menzile
Gidiyorum gündüz gece
 

01/05/2006


Bilgi eksikliği ve hata varsa düzeltmek ve bilgi eklemek için nejdettepe@karayakuplular.com adlı adrese yazabilirsiniz


 
Uyarı : (!!!) Herhangi bir ortamda gerek Resimlerimizin gerekse site içeriğimizin, izinsiz kullanılmasi halinde gerekli tüm yasal işlemlere başvurulacaktır.
Web sitemiz sayın Necdet TEPE tarafindan tasarlanmıştır.

http://www.sevdacicek.com    http://www.karayakuplular.tr.gg  )

IP Adresiniz: 54.163.209.109

Hava Durumu



 
 
Karayakup köyü için yapılan bu site çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Pek iyi
İyi
Normal
Kötü
Çok kötü
 
 

 
 
Karayakup köyü derneği çalışmalarını nasıl buluyorsunuz
Çok Başarılı
İyi
Orta
Vasat
Vasatın Altında
 
 

Ziyaret İstatistiği
Bugün : 114
Dün : 1.119
Toplam : 1.791.170
14.12.2017 03:34:16





























Ziyaretçi Defteri
Adınız Soyadınız *
E-mail adresiniz *
Mesajınız *