ana sayfa | iletişim 

şiirler


ŞİİRLER'İNİZ

 

KARAYAKUP

KÖYÜMÜZ ÇUKURDADIR ÜSTÜNDE TEPE
TOPLARDIK CİMPARA OYNARDIK EBE
OYUNLARI SAKLAMBAÇ YADA SEK SEKE
DOYULMAZ GÜZELLİĞİNE CAN KÖYÜM.
RUHUM SENDE BEDENİM UZAKLARDA
HER TAŞINDA GİZLİ BİNBİR HATIRA
HASRETİNİ ÇEKMEK ZORDUR BURALARDA
DOĞDUĞUM EŞSİZ GÜZEL VATANIMIN
ŞİRİN KÖYÜ KARAYAKUP
 
 
Fuat Şahin 16.06.2013

 

 


 

SİVAS SEVDASI

Sultanşehir Sivas, ilçelerinde..
İnce uzun yollar, Sivas söylüyor.
Bir Sivas Sevdası gönül yerinde..
Aşıklarda diller Sivas söylüyor.

’Yiğidolar’ demek, çok kolay değil;
Sporun her dalı olsa da eğil.
Harcanan emeği, yüreği sor, bil..
El ensede kollar Sivas söylüyor.

Aşık az dokunup, ozanca dese;
Kaval eşlik eder yayladan duysa.
Yorumların ayar verdiği sese..
Yoldaş olan teller Sivas söylüyor.

Ustalar, çıraklar durmuş otağda;
Gelenek sürecek, yaşanan çağda.
Pir Abdi aşkına dikilen bağda..
Veysel diyen güller Sivas söylüyor.

Mor dağlarda kar kütükler erirken,
Kızılırmak suya mesaj verirken;
Erozyonlar umut kırıp sürürken..
Ele gelen dallar Sivas söylüyor.

Nesini anlatsam, nesini desem;
Habip, Muhsin, Koca Yusuf..söylesem;
Vadi’de bir kavun, bir kaysı yesem..
’Fidan’ diyen beller Sivas söylüyor.

’Okuyar’ diyenler, bizi bulsa da;
Selam verip, merhabaya kalsa da;
Arada bir atışmalar olsa da..
Uzak yakın iller Sivas söylüyor...

Hikmet OKUYAR
Şüsiyad Başkanı
10 Ekim 2009, Beykoz / İSTANBUL
hikmetokuyar@hotmail.com

 

 

CEMAL AYDIN ANISINA


Sensiz buralar çok ıssız çok soğuk
Bu senden vazgecemeyen bağrımızın sızısı
Yokluğun yakıyor dağlıyor dualarımı dünyamı
Tam göğsümüzün ortasında bir yer acıyor
En az senin kadar sancıIıyız
Ölürken bile kelimeyi şahadet getiriyorsun
Cemalin cok güzeldi seni cok unutamıyoruz ...

Hep böylemi yaşanacak bu yoklugun
Gidince unutulacakmısın yüreğimizden
Baharımız hazan olup kışamı dönecek
Sensiz ölmek istiyoruz ölemiyoruz
Ölürken bile kelimeyi şahadet getiriyorsun
Cemalin cok güzeldi seni cok unutamıyoruz ...

Mutlumuyuz sanıyorsun
Seni canından bezdirdik biliyoruz
Bir ses bir soluk bekliyoruz senden.
Yetimlerini bırakıp çekip gidecekmisin
bitecekmi bu dava
Ölürken bile kelimeyi şahadet getiriyorsun
Cemalin cok güzeldi seni cok unutamıyoruz ...

Suskunluğun en acımasız zamanındasın
Hiç bu kadar uzun susmadın
Hiç bu kadar uzun gitmedin bizden
Cevap ver yanımız olmasanda
Hoşcakal de bize
Ölürken bile kelimeyi şahadet getiriyorsun
Cemalin cok güzeldi seni cok unutamıyoruz ...

Yoklugun sinemizi yakıyor gel artık
Yudum yudum sensizligi içmekten
Dut gibi kendimden geçtim derinlere gömme
Ölmenni istiyorduk zamansız gidişin hakkaniyete...
Ölürken bile kelimeyi şahadet getiriyorsun
Cemalin cok güzeldi seni cok unutamıyoruz ...

Bizi unutma seni hala seviyoruz S
en varsan hayat var yoksan gerisi hiç
Sustu lal oldu dilimiz gözlerimizin feri yok
Düşe kalka yıkılıcağız kapına
Biz geldik diyeceğiz ey cemali özel
Ölürken bile kelimeyi şahadet getiriyorsun
Cemalin cok güzeldi seni cok unutamıyoruz ...

Gönderme sakın bize veda buseni
Sende kalsın istemeyiz Ne feryatları dinecek yüreğimiz
Ne süzülen göz yaşımaza dur diyecek halimiz var
Ölürken bile kelimeyi şahadet getiriyorsun
Cemalin cok güzeldi seni cok unutamıyoruz ...

Yaşanacaklar bitti sanma daha yeni başladı
Yıllar geçsede hüznün yüreğimizde misafir kalacak
Ya hüzünün yaşlandıracak bizi
Ya da göçüp gidecegiz hayattan
Ölürken bile kelimeyi şahadet getiriyorsun
Cemalin cok güzeldi seni cok unutamıyoruz ...

Topragın bol olsun Cemal AMCA...

05.11.2009 Karayakup köyünden

 


Hakk Bilmez Doğruyu Yazar mı Sizce?
Herkese sözüm var,hele dinleyin
Âdem’de hırs, hevâ, var mıdır? Vardır!
Sade dinlemeyin, azda anlayın;
Akibeti hırsın, nâr mıdır? Nârdır!
 
Öyleyse bu telaş, neyin nesidir?
Kimi hamdır yolun, kimi hasıdır,
Dünya zâlim avcı, tuzak süsüdür;
Düşme Sırât geçmek, zor mudur? Zordur!

Okudun, doğru mu, yoksa yalan mı?
Namuslu haber mi, soysuz plân mı?
Yazılan mı Yılan, yazan Yılan mı?
Okuyana bunlar, sır mıdır? Sırdır!

Yorum diye koşup, nâdan yelleme,
Aslı anlamadan, dinsiz kollama,
Haddi aşıp, sakın yanlış sollama
Bilmez taşlarsında, yâr mıdır? Yâr’dır!

Âr libasın soyan, haddini aşar,
Eşşek gibi zevkin, derdine düşer!
Deeh dersin, menzîlden öteye koşar;
Azan Eşşek hakkı, hâr mıdır? Hârdır!

Şairler, yüreği rakik olurlar,
Ellerin derdini, derdi bilirler,
Soysuz tezgâhına, çabuk gelirler!
Soysuz hesâbına, kâr mıdır? Kârdır!

Şimden sonra sakın, koşup yoruma,
Düşmeyin boş yere kötü duruma,
Böylece önlenir; Yozluk, çürüme;
Densize has cevâp; dur mudur? Durdur!
 
Ozan İlo yazdı, inanıp, özce,
Belki eksik oldu, kelâmım sözce
Hakk bilmez doğruyu, yazar mı sizce?
Akil insan işi; sor mudur? Sordur!..

İlhami Erdoğan ( Ozan İlo ) 22.09.2009

          


Hiç Eskimeyen Ezelden ebede uzayan ibrişim atlas,
Bulutlar gibi serin, yagmurlar gibi berrak;
Rengi, deseni, şivesiyle dünyamiza has,
Tipki Cennetteki süt irmagi gibi apak...

O bir anlik ümit degil, sürüp giden huzur,
Ruhlari semâya taşiyan her yol O’nda...
O’nu tanımak kuvvet, O’na sığınmak nur;
O iklime girenlere sürprizler ard arda...
 
Taptaze mesajlarıyla hep ilgi odağı,
Cebrail’in ağız suyu var mürekkebinde;
Zümrüt tepeleri sonsuzla halvet otağı;
Atmosferinde şeytan künde üstüne künde...

Varlıkla Yaratan arasında en yeni sır,
En canlı beyan O’nun sesi, O’nun soluğu;
Bu sırra teşne gönüller el pençe ve hazır,
Ufuklarında hep uhrevîlik buğu buğu.

Bahar patlayışı var vaad ettiği günlerde
Ve ebedî var oluş hedefteki emeli;
Yollar sonsuza açılır O’nunla her yerde;
Duyulur yol boyu dost bahçelerinin yeli...

Yıllar hiçlik içinde damla damla erirken,
O’nda ne bilinmez bir zevke dönüşür zaman...
O en sürpriz mesajlarla gelmişti gelirken,
Altin nefesi en onulmaz dertlere derman.

O’nun ikliminde ruhtan feryat işitilmez,
Aşkla yananlar vuslat ümidiyle serinler...
Her mevsim kış olsa da onda hazan bilinmez
Ve ölümsüzleşir o çerçeveye girenler...
 
Yürürler sonsuza ellerinde berâtlar,
Vuslata erer ve halvet umarlar her yerde;
Hiç yorulmadan hep uçar bu işik kanatlar,
Aşarlar, aşilmaz meçhulleri perde perde

.

tayyip_senses34@hotmail.com Tayyip Şenses 21.07.2009

 

KÖYÜM KÖYÜM GÜZEL KÖYÜM

Baharda şenlenir,deresi çayı,
Kokusu başkadır benim köyümün
Unutturur adama kederi gamı
Havası başkadır benim köyümün

Akşam olur döner herkes evine
Can kurban inan ki benim köyüme
Aşıklar milleti derler soyuma
Özü bambaşkadır benim köyümün

Yeşil yeşil çamları var dağında
Göndelen dolanır her toprağında
Bahçesinde bostanında bağında
Yeşili başkadır benim köyümün

Köyümün ortasından akar ırmağı
Kıvrım kıvrım dolanır suları
toprağı Unuttum sanman size gelmeyi
Dostluğu başkadır benim köyümün
.

Tayyip Şenses 21.07.2009

          

 

   

KARAYAKUP
 
Gurbetten sılaya selam edeyim
Gönlümün tek sevdasısın Karayakup sen benim
Dünya gözüyle seni bir daha göreyim
Gönlümün tek sevdasısın Karayakup sen benim
Dinimizde sılayı-rahim sevap sayılır
Sana selam vermeden geçen düşman bilinir
Engininde Şeh-Gazinin türbesi görünür
Gönlümün tek sevdasısın Karayakup sen benim
Alçağında başak başak tarlaların var
Yükseğinde yemyeşil yaylaların var
Bilmemki benim sende acep neyim var
Gönlümün tek sevdasısın Karayakup sen benim
Karlar eridi,yaylacılar çıktı yaylalara
Dağlar yeşillendi,döndü yazlara
Madımak toplasın;söylen kızlara
Gönlümün tek sevdasısın Karayakup sen benim
Baba ocağında gonca güller açar
Orada garip garip bülbüller öter
Bende ayrılık var
Bende gurbetlik var,ölümdende beter
Gönlümün tek sevdasısın Karayakup sen benim
Biliyorum ki Gölova ilçesinin şahısın
Bütün köylerin Nazargahısın
Yasin Tosun'un Seyrangahısın
Gönlümün tek sevdasısın Karayakup sen benim
          

Yasin Tosun    18/10/2008          


..

Yürek, nükleer güç merkezidir.Sevdigi zaman sevdigine cennet,sevmedigi zaman nefret ettigine cehennem kesilir…

 insanın kazanılması ne denli büyük bir saadetse, kaybedilmesi de o denli korkunç bir felakettir...

Bir benimle ne çıkar demeyeceksin, baharın haberini karın altında kışa inat açan kardelenlerin verdigini unutmayacaksın...

Kim var diye sağa sola bakmayacaksın, ben varım diyecek ve yürüyeceksin...

önce seveceksin, garazsız, pazarlıksız, bedelsiz seveceksin, sevginin illeti ölümsüz olacak ki sevgin de ölümsüz olsun.

Bir insanın yüreginin aydınlanmasına vesile olduğunda dünyanın tapusunu sana vermişler gibi sevineceksin.

Onu kınamak yerine karanlık yüregine ışık tutacak, sevgiden oltanı gönül ummanına şefkatle atacaksın...

Ey insan! Unutma ki Abdullah'ın yetimi alemlere rahmet olmuştur. İnsanlığın yükünü aldığımız kadar insanlığa rahmetiz...

(Karayakup Camii imam-hatibi) Selçuk İSMAİLOĞLU 16/10/2008

                             

 

 

SENİDE VURURLAR

Seni de vururlar bir gün ey acı Uçuşup durduğun kanatlarından Sazın sözün türkülerin tükenir Ellerin koynunda kalakalırsın Şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı Gül açan yüzlerimizde Göğeriyor rengin senin de Biz seni Tâ eskilerden tanırız Hani göğüslerimize taş olur inerdin Avuçlarımızda hira dağıydın Al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin Biliyorum Hiçbir tarih yazmayacak Ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda Göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize Mitralyözlerin washingtondan ayarlandığını Seni de yakarlar bir gün ey acı Bir taptuk kul gözlerinden vurursa Parmakların eğri ağaç tutamaz Çığlıkların çağlar aşar duymazsın Ve ben biliyorum Örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı Ve İbrahimin baltasını Ben biliyorum Nereden başladı bu kesik dans Ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü İnsanlar kim? Kim kimin yanında Kim kimin karşısında Meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim Üsküdar kız lisesinde okuyan genç kız Çantasında kimin fotoğrafını taşıyor Kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar Neden gülüyorlar ki Seni de vururlar bir gün ey acı Filistinde sapan taşlı çocuklar Dalın, kolun, fidelerin, budanır Kuru bir kütükle kalakalırsın Öyle bakmayın balkonlarınızdan Fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu, Damarlarımızı yırtıyor Tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları Pompalıyor yüreğime Pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken, Çeçenyada yiğitler İnancın, emeğin ve aşkın Kılcal damarlarına ulanıp sustular... Ve ne Bağdattan Ne Şamdan Ne Mekkeden Ne Diyarıbekirden Ne istanbuldan Ne Buharadan Bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi Duymuyor Seni de vururlar bir gün ey acı Halepçede soldurulmuş gül gibi Bu sevdaya düşsen sen de yanarsın Suskun, sıcak, uzun yaz geceleri Ve siz Ey analar, Siz, gecelerinizi böler çocuklarınıza ninniler Söylerdiniz Hani siz, fatihler doğururdunuz... Gelin-kızların giysileri kirletildi Çocuklar hep yetim kalıyor Elem yecidke yetimen feava Ve ben biliyorum Ben biliyorum İstanbulun Bağdatın Diyarıbekirin Mekkenin Birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü sonra Ey insan Ey insanlık Ayağa kalk Kolları ve bacakları budanmış delikanlıları Boyunları gövdesinden ayrılmış insanları Gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu Çocukları Gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin Ve bir gün Bu dünya Gül bahçesine dönecek Bunu böylece bilin ve Unutmayın

SİVASLI  14/07/2008

 

                         

               

Dur gardaş bir selamver geç dostuna
Yabancı değilsin bizim eldensin
endamın gururun bize benziyor
Yiğidin harman olduğu yerdensin?

Sivaslısın gardaş tanıdım seni
Neredensin söyle gardaş ilçeni?
Bilirim sivas'ımdan göçeni
Gardaş sen Sivas'ın neresindensin?

Demirim çeliğim sana emanet
Yiğitlik var serde etmezsin minnet
Çalışkan hatırnaz hem dost hem de mert
Gardaş,Divriği'nin neresindensin?

Gökpınar'ın berrak suyundan mısın
Selçukların asıl soyundan mısın
Yoksa üç beldenin birinden misin
Gardaş,sen Gürün'nün neresindensin?

Namın duyurmuşsun dünya alemde
Balıklı çermiğin tıbbın dilinde
Garabaş gür sesli yayla yolunda
Gardaş,sen Kangal'ın neresindensin?

Kösedağı kanat gerer üstüne
Yiğit gardaş mert davranın dostuna
Sahip çıkan hemşehrine nesline
Gardaş,Suşehri'nin neresindensin?      

Kösedağı yaylasının zirvesinden mi?
Pötürge gölünün çevresindenmi?
Kızılırmağımın çehresindenmi?
Gardaş sen Zaranın neresindensin?

Sivaslısın gardaş tanıdım seni
Neresindensin söyle gardaş ilçeni
Bilirim ben Sivas'ımdan göçeni
Gardaş sen Sivas'ın neresindensin?

Gönül gözü ile dünyayı gören
İnsanlığa örnek olan yön veren
Aşık veysel'imin doğduğu yerden
Gardaş sen Şarkışla'nın neresindensin?

Yiğitler dıyarı aslan ilinden
Dostların soyundan aşık dilinden
Badelerle dolu pirler elinden
Gardaş sen Sivas'ın neresindensin?

Dur gardaş birselam ver geç dostuna
yabancı değilsin bizim eldensin
Endamın gururun bize benziyor
Yiğidin harman olduğu yerdensin?

Demirim çeliğim sana emanet
Yiğitlik var serde etmezsin minnet
Çalışkan hatırnaz hem dost hem de mert
Gardaş,Divriği'nin neresindensin?

Gökpınar'ın berrak suyundan mısın
Selçukların asıl soyundan mısın
Yoksa üç beldenin birinden misin
Gardaş,sen Gürün'nün neresindensin?

Namın duyurmuşsun dünya alemde
Balıklı çermiğin tıbbın dilinde
Garabaş gür sesli yayla yolunda
Gardaş,sen Kangal'ın neresindensin?

Kösedağı kanat gerer üstüne
Yiğit gardaş mert davranın dostuna
Sahip çıkan hemşehrine nesline
Gardaş,Suşehri'nin neresindensin?      

Kösedağı yaylasının zirvesinden mi?
Pötürge gölünün çevresindenmi?
Kızılırmağımın çehresindenmi?
Gardaş sen Zaranın neresindensin?

Sivas'lısın gardaş tanıdım seni
Neresindensin söyle gardaş ilçeni
Bilirim ben Sivas'ımdan göçeni
Gardaş sen Sivas'ın neresindensin?

Gönül gözü ile dünyayı gören
İnsanlığa örnek olan yön veren
Aşık veysel'imin doğduğu yerden
Gardaş sen Şarkışla'nın neresindensin?

Yiğitler dıyarı aslan ilinden
Dostların soyundan aşık dilinden
Badelerle dolu pirler elinden
Gardaş sen Sivas'ın neresindensin?

Anonim   30/01/2008
          

                           

 

 

BU VATANIN EKMEĞİNİ YİYİP SUYUNU İÇİP KUDURAN KÖPEK
KARDEŞİ KARDEŞE PUSULAR KURDURUP VURDURAN KÖPEK
ALLAHTAN KORKMAYIP DURMADAN SAĞA SOLA SALDIRAN KÖPEK
BİRĞÜN HESAP VERECEKSİN BİRĞÜN ÇILDIRAN KÖPEK


SEN BAYRAĞIN KIYMETİNİ BİLEMEZSİN ASLIN BOZUK İTİN SOYU
SEN TOPRAĞIN KIYMETİNİ BİLEMEZSİN ALKANLA YUGRULDU KOYU
 VATAN DEDİ DEDEM SALDIRDI DÜŞMANA İKİ METREYDİ KLICIN BOYU
KÖPEK ÖLMEZSE ÖLMEYEN KÖPEĞİN DEYİŞİRMİ DEYİŞİRMİ HUYU


TÜRK TÜRK TÜRK MİLLETİ ECDADIN SAVAŞTI ŞEHİT OLDU
VATAN İÇİN HERĞÜN 5 ŞEHİT VERİYORUZ
SÖYLEYİN BANA SÖYLEYİN NİÇİN TABİKİ VATAN İÇİN
BAYRAK İÇİN NAMUS İÇİN ŞEREF İÇİN
BU VATAN BU OYUNLARA MARUZ KALIRMI SANKİ ÜÇTANE PİÇİN


ŞEREFSİZ NERDEN BİLSİN ALEVİYİ LAZI ÇERKEZİ MAĞONU KÜRDÜ
SOYSUZ KÖPEK KANDIRDI KÖRPE KUZULARI BAŞINA GEÇİP ÜRDÜ
AMA OLAN ŞEHİDİME OLDU NE OCAKLAR SÖNDÜ DEFTERİ DÜRDÜ
KARDEŞ KARDEŞTEN AYRILMAZ ŞEREFSİZ İT SONUNDA GÖRDÜ


UYAN UYUMA OGUZUN SOYU ADIN BAYRAK SOY ADIN VATAN
HAKKINI SANA HELAL ETMEZ ŞEHİT DEDEN KEFENSİZ YATAN
SEN TÜRK EVLADISIN EDİRNEDEN ARDAHANA SAHİP ÇIKMAZSAN UTAN
ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ALLAHU EKBER ŞEREFSİZ OĞLU ŞEREFSİZDİR VATANINI SATAN
ŞİİR ÖZĞÜN THM SANATCISI DURSUN BEDİRHAN

www.dursunbedirhan.net 25/06/2007

          
       

 

                  BABA
Evimizin direği altın gibi yüreği
Eşek gibi çalışır sanki sağmal ineği
Ona biz baba deriz,o getirir biz yeriz
Bulamayız dünyada onun gibi bir keriz


Varlık yokluk bilmeyiz sıramızı vermeyiz
Siparişler gelmezse babamızı sevmeyiz
Hasta oldum diyemez biz doymadan yiyemez
Ne man kafa varlıktır yeni bir şey giyemez


Etrafını sararız köpek gibi dalarız
Dediklerimiz olmazsa annemizi salarız
Oda olmazsa her tarafı kırarız
Dünya hali böyledir o biçim çocuklarız.


O bir babadır dayanamaz bizlere
Yedirir içirir giydirir gezdirir
Okutur evlendirir ev verir iş verir
Varız üç,beş,sekiz kardeş
Yaşlanınca babamız annemiz
Bakamayız bir baba'ya birde anneye
işte biz çocuklar böyleyiz.

                         

Nejdet tepe              18/07/2007               


                        DUA EDİN
               Zararlıysa men edin..
               Seviyorsanız ifade edin..
               Kalpleri fethedin..
               Misafire ikram edin..
               Muhtaca yardım edin..
               Bilseniz de istişare edin..
               Tehlikeye dikkat edin..
               Hakkı teslim edin..
               Unutacaksanız kaydedin..
               Esirgemeyin lütfedin..
               Gariplere merhamet edin..
               Kazanmaya gayret edin..
               Çalışanı takdir edin..
               Başarıyı tebrik edin..
               Mazereti Kabul edin..
               Her an tevekkül edin..
               Hastaları ziyaret edin..
               Çocuğunuzu terbiye edin..
               Herkese tebessüm edin..
               Güvenseniz de kontrol edin..
               İnanmayana ispat edin..
               Fakirleri gözetin..
               Hayır için sarf edin..
               Bu yazıyı gönderene  
                DUA EDİN

Anonim   25/06/2007

                             

 

          
        AHİLİK NASİHATİ
Harama bakma,
Haram yeme,      
Haram içme,
Doğru sabırlı dayanıklı ol,
Yalan söyleme,
Büyüklerinden önce söze başlama,
Kimseyi kandırma,
Kanaatkar ol,
Dünya malına tamah etme,
Yanlış ölçme eksik tartma,
Kuvvetli ve üstün durumda iken affetmesini,
Hiddetli iken yumuşak davranmasını bil,
Kendin muhtaç iken başkalarına verecek kadar cömert ol,

        Anonim                     15/05/2007


ÇANAKKALE ŞEHİTLERİMİZE

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
 
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

MUSA AYDIN 

 

                             

ÇOCUK

Gecenin bir yarısı, saat on onbir arası,
sulu kar yağıyor, kışın tam ortası,
yaşı beş altı yedi, başında tepsi,
içinde birkaç simit, dolaşıyor yavrucak,
haydarpaşada, koşuyor bir trenden öbür trene,
haydarpaşa onu seyrediyor,çileye doymamışcasına,
çocuk simit satıyor,
yardım olsun anasına,babasına kardeşlerine diye,
kadermi bu nedir bilmem,yoksa kaderin yüz karasımı,yoksa ekmek parasımı,
hayır hayır kader değil,toplumun kanayan yarası bu,
oysa uyuması gerekirdi çocuğun bu saatte yatağında,
takılmış kalmıştı çocuk kaderin derin ağında,
bazen istanbulun dar sokağında,ayakkabı boyardı,
bazen anadolunun yüksek dağında,çoban olmuş yaylada,
hayvanları otlatıyor,kuzuları danaları seviyor,
bazen tarlada tırnakla kazıyor toprağı taşı,
bazen hiç dinmez gözünün yaşı,bazen çelik çomak oynardı
oysa olsaydı çocuğun ekmeği aşı,
elinde olacaktı defteri kalemi kalem tıraşı,
ne arayacaktı yaylada,tarlada,haydarpaşada,daracık sokaklarda,
okulunda olacaktı çocuk,okuyupta adam olacaktı.?ailesine,
yarınlarına,güvenle bakmak için.

Nejdet tepe  30/12/2006

                             

DİVANE

Her dert gelir birbir üstüne,
gayrı bu dertler çekilmez oldu,
gidem dedim o yar dostuma,
gayrı yar yanına gidilmez oldu,

taht kurmuş gönlüme sevdiğim gitmez,
deli gönlüm yardan vaz geçmez,
isterim o yardan gönlünü vermez,
gayrı yar gönlüde alınmaz oldu

dertliyim olmuşum bende divane,
seviyor gönül ama olmuş virane,
duramam gayrı gideyim sılama,
gayrı bu diyarda kalınmaz oldu,

göremedim yar yüzünü seyrana,
parelenmiş ciğer olmuş püryane,
divane derki güvenmeyin bu dünyaya,
gayrı bu dünyadada kalınmaz oldu.

Nejdet tepe 02/02/2007

                             

GÖNÜL


Sonbahar ayında kış ortasında
dağlara düşürdün gönül sen beni
yaz aylarında yar yaylasında
bağlara düşürdün gönül sen beni

sevdiğim giyinirdi al şalvarı gül gibi
bir güzeldi huri melek ahu ceylan gibi
akıyor göz yaşım çoşmuş sel gibi
sellere düşürdün gönül sen beni

sevdiğimde vardır ahu ceylan gözler
zülfünü çözünce açılır kumral şaçlar
yüzünde goncalanmış nar gibi güller
güllere düşürdün gönül sen beni

ben divaneyim çekerim ah ile zarımı
melekmisin ceylanmısın yoksa hurimi
elaleme ayan ettin sen sırrımı
dillere düşürdün gönül sen beni

Nejdet tepe 02/02/2007

                             

KARA GÖZLÜM


Geldim seninle görüşmek için
bekletme sen benide gel kara gözlüm
sakın ha gelmeyip benide ataşa
uğratma sen benide gel kara gözlüm

soldu bahçemdeki güllerim
sen gelmezisen ben neylerim
senin için fiğan olmuş ağlarım
ağlatma sen benide gel kara gözlüm

gel sarılalım kollarını aç bana kulaç
gönlün varise sen gel bana kaç
beni dosta namerde düşmanada muhtaç
eyletme sen benide gel kara gözlüm

ben divaneyim senin için yanarım
harap olmuş ocağımla bağlarım
ahu zar ile inim inim ağlarım
ağlatma sen benide gel kara gözlüm.

Nejdet tepe 22/02/2007

                             

BENİ


Dedikodu yaralar beni
kahrı paralar beni
kendini bilmeyenler
durmaz karalar beni

zaman eritir beni
dertler çürütür beni
ben ne gülüm ne fidan
tutup kırarlar beni

üzer yorarlar beni
kırar sararlar beni
işte geldim giderim
belki anarlar beni.

Nejdet tepe 22/02/2007

                             

-İSTANBUL


İstanbul her şeyini kaybetti
ormanını denizini balığını kaybetti
istanbul bayram yerlerini kaybetti
bayrampaşada marulunu,çengelköyde langa hıyarını,
emirganda çayını kaybetti,beyoğlunda sinemasını
kaybetti,istanbul istanbul rüzgarını kaybetti,
rüzgar yere inmiyor binaların üzerinden geçip gidiyor,
yağmur betonun üzerinden akıp gidiyor,
istanbul toprak suyunu almıyor artık,
cumhuriyet kristal taksim maksim gazinolarını kaybetti,
kaybetti istanbul zeki mürenini kaybetti,
üsküdar şarkısı unutuluyor artık
açık hava tiyatrosunu,ismail dümbüllüsünü kaybetti,
istanbul kaybetticennet bahçesini,gülhane parkını,kaybetti,
sadabadı,göksuyu istanbul kaybetti
küçük suyu çayırını,küçük su mısır kazanlarını kaybetti,
beykoz çayırını,istanbul ayazmalarını,plajlarını kaybetti,
surların dibinden denize girilmiyor artık istanbul haliçin
recisini kaybetti
bozacısını,şıracısını,yakacıkın sefasını kaybetti
ulu çınarlarını,tarihi mezartaşlarını kaybetti,
okmeydanında ok atılan tarihi nişan taşlarını kaybetti
istanbul çeşmelerini sakalarını kaybetti,
cekmece göllerinin güzelliğini kaybetti,
kaybetti galata köprüsünü uzun ömeri buharlı gemilerini,
trenlerini kaybetti,istanbul bomontisini kaybetti,
tranvayını,trölöybüsünü kaybetti,istanbul aslında kendini kaybetti
inanın dostlar içim yanıyor
gören dostlar beni deli sanıyor
abuzer hep eski istanbulu arıyor
durup durup eskileri anıyor.istanbul daha sayamadıklarım çok şeyini kaybetti.

ABUZER ALDOĞAN/ERZİNCAN  01/03/2007

                             

 

AĞLA

Deh diyorsa atın
Söz dinliyorsa avradın
Hayırlı ise evladın
Düğüne gerek yok
Gir oyna çık oyna

Deh diyince yürümüyorsa atın
Söz dinlemiyorsa avradın
Birde hayırsızsa evladın
Ölüme gerek yok
Gir ağla Çık ağla


           Nejdet Tepe  03/03/2007

                             

-

ÖDÜNÇ HAYATLAR

“Yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek dediği gibi şairin;

O telaşla, bırakın Paris yolunda ılık rüzgârla taratmayı saçlarımızı

Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz...
Gözümüz saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.

Hep yetişilecek bir yerler vardı.
Aranacak adamlar, yapılacak işler...
Bir sonraki günün telaşı, bir öncekinin tersine bulaştı;
Başkalarının hayatı bizimkini aştı.

Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine,
Kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu
Veya yavuklu busesiyle uyanma düşlerini
Ha babam erteledik.

20'li yaşlardayken 30'lu yaşlara kurduk saatin alarmını,
30'larımızda 40'lara, belki sonra 50’lere...

Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,
Kuşlukta uyanma fırsatını sunduğunda size,
Artık uyku girmez oluyor gözlerinize...

Doyasıya söyleşmek,
Telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda,
Söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda

Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz;
Vakti gelip sandıktan çıkardığınızda
Bir de bakıyorsunuz ki tedavülden kalkmış...

Can Dündar     29/03/2007

                             

 

KÖYÜM
köyümüz çukurdadır üstünde tepe toplardık,
cimpara oynardık ebe oyunları,
saklambaç ya da sek seke,
özledim taşını torağını can köyüm..

Fuat şahin  05/05/2007

                             

ANNEM


Annelerin en güzeli,
Sensin, benim güzel annem.
Ilık esen bahar yeli,
Sensin, benim güzel annem.
 
Güneş yüzlü, altın kalpli,
Ağır başlı, tatlı dilli,
Meleklerin sevgili eşi
sanki Sensin, benim güzel annem.
 
Açan çiçek, çağlayan su,
Gülümseyen engin duygu,
Evimizin mutluluğu
Sensin, benim güzel annem.

Sevda korkmaz 13/05/2007

                             


Değerli karayakup lular nejdettepe@karayakuplular.com adlı email adresine şiir'lerinizi gönderebilirsiniz. siz gönderin bizler yayınlayalım şiirlerinizi bekliyoruz........


 

 
Uyarı : (!!!) Herhangi bir ortamda gerek Resimlerimizin gerekse site içeriğimizin, izinsiz kullanılmasi halinde gerekli tüm yasal işlemlere başvurulacaktır.
Web sitemiz sayın Necdet TEPE tarafindan tasarlanmıştır.

http://www.sevdacicek.com    http://www.karayakuplular.tr.gg  )

IP Adresiniz: 54.167.202.184

Hava Durumu



 
 
Karayakup köyü için yapılan bu site çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Pek iyi
İyi
Normal
Kötü
Çok kötü
 
 

 
 
Karayakup köyü derneği çalışmalarını nasıl buluyorsunuz
Çok Başarılı
İyi
Orta
Vasat
Vasatın Altında
 
 

Ziyaret İstatistiği
Bugün : 210
Dün : 132
Toplam : 1.767.257
17.10.2017 12:27:07





























Ziyaretçi Defteri
Adınız Soyadınız *
E-mail adresiniz *
Mesajınız *